Metamfetamin Bağımlılığı(Kristal, ateş-buz, meth)

En son Küresel Uyuşturucu Araştırması’nın (GDS) sonuçlarına göre, dünyanın en tehlikeli uyuşturucu maddesi -kısaca meth olarak da bilinen- metamfetamin ya da amfetamin.

Metamfetamin ; uyarıcı ve halüsinasyon özelliği olan sentetik bir maddedir. 6-12 saat süren güçlü bir öfori ve buna bağlı olarak bağımlılık yapma özelliğine sahip, psikoaktif bir maddedir.

Metamfetamin sentezlemek için kullanılan maddeler ”fenil-2 propanon (P2P) ile metilamin, aliminyum ve civa klorid dir. Günümüzde P2P yönteminin yerini fiyatı daha ucuz ve hızlı olan “nazi metodu” almıştır. Bu metod efedrin-psödoefedrin’in  fosfor kullanılarak indirgenmesiyle üretilmektedir. Bu yöntem için efedrin yada psödoefedrin ile kırmızı fosfor, lityum ve amonyak anhidrid genelde sıklıkla kullanılan maddelerdir.

Beyaz, kokusuz, tadı acı, kristalize bir tozdur. Bu uyuşturucu maddenin kullanılan takma isimlerinden bazıları kristal, tina, crack, taş, ateş ve buz. En çok kullanılan ismi met.-metamfetaminin kısaltılmış hali.- Bir çok formda kullanılmaktadır; içilebilir, buruna çekilebilir, ağızdan ya da enjeksiyon yöntemiyle damardan alınabilir. Hangi yolla alındığına bağlı olarak da, duygu durumunda değişik uyarılara neden olurlar.

Metamfetamin alımıyla beraber tansiyon ve vücut sıcaklığı yükselir, göz bebekleri genişler. Yüksek miktarda dopamin üretilmesinin;-normal bir insan vücudunun salgılayabildiği dopamin miktarının yaklaşık 6 katı- beyindeki sinir merkezleri üzerinde zehir etkisine yol açtığı düşünülmektedir.

Kalp ve damar dolaşımı üzerindeki etkileri; hızlı ve düzensiz kalp atışı, kan basıncının artması şeklinde görülür. Bu  da insanların kendilerini hiç hissetmedikleri kadar güçlü, enerjik, deli cesareti denebilecek derecede cesaretli ve güzel hissetmelerine yol açar.Çok güçlü bir uyarıcı olduğu için çok küçük dozu bile uykusuzluğu, fiziksel aktiviteyi, beyin fonksiyonunu, motivasyonu ve konsantrasyonu arttırır; iştahı azaltır. Ağız kuruluğu ve dişleri sıkmaya bağlı çene ağrıları oluşur. Ağızdan ya da burundan çekerek alındığında uzun süreli, yaklaşık yarım günlük bir etkiye neden olur.

Bazı kullanıcılar maddeyi yemek yemeden ve uyku uyumadan, her 2-3 saatte bir belli dozlarda alarak, ara vermeksizin tüketirler. Buna “rush” denir. Bu kronik kullanım, kişide işitsel ve görsel halüsinasyonlara; paranoyaya, yüksek düzeyde heyacana, ajitasyona ve şiddet davranışının eşlik ettiği kontrol dışı öfke durumlarına neden olur.

İçildikten ya da damardan enjekte edildikten hemen sonra kullanıcı “rush” ya da “flash” olarak adlandırılan ve birkaç dakika içinde sonlanan haz verici bir deneyim yaşar. Burundan çekenlerde ya da ağızdan alınanlarda neşeli olma durumu yaratırlar. Burundan çekmenin etkisi 3 ila 5 dk, ağızdan alınanınki ise 15 – 20 dk. İçinde sonlanır

Uzun süreli kullanım bağımlılık yaratır, kompülsif bir şekilde maddeyi arama davranışına neden olur. Ayrıca myokard enfarktüsüne, beyin damar hastalıklarına, şiddetli hipertansiyona ve iskemik kolite (barsakların oksijensiz kalması) neden olur. Ayrıca vücut ağırlığında ani düşüş, uykusuzluk; böbrek, kalp, akciğer ya da karaciğer yetmezliği; artan yaraların iltihaplanması, psikotik semptomlar ve bilişsel yeteneklerin kaybı, beyin kanaması, sarsılma ve hatta hava basıncındaki ani değişiklikler sebebiyle akciğer sönmesi gibi sonuçlar da uzun süreli meth kullanıcılarında görülebiliyor.

Madde, beyinde fonksiyonel ve moleküler değişiklikler oluşturur ve beyindeki küçük kan damarlarına geri dönüşü olmayan, felç üretecek oranda zarar verir. Metamfetamin kullanan birinin bırakması dahilinde beynin nispeten kendini yenilediği fakat hiçbir zaman eski halini almadığı görülmüştür.

Devamlı kullananlarda depresyona ve haz yitimine yol açar. Kişinin şiddet içeren davranışlar sergilemesine, anksiyete, konfüzyon ve uykusuzluk gibi rahatsızlıklar yaşamasına neden olur.

Kişide Meth ağzı denen çürük ve dökülmüş dişler görülür. Bu madde kemik erimesine yol açar. Bağışıklık sistemi baskılanır ve stafilokok enfeksiyonları gözükür. Kilo kaybı, kısa dönem libido artışı ardından erektil disfonksiyon da görülür.

Kullanıcılarda metamfetamin alımını takiben şizofreni benzeri psikotik özellikler gözlemlenir; paranoya, işitsel halüsinasyonlar, duygu durumu dengesizlikleri ve saplantılar-kuruntular, geçmişe dayalı flashbackler, sürekli kötü birşey olacakmış hissi, aşırı şekilde korku hissi, bir daha mutlu olamayacağım düşüncesi, olmayan şeylerden bahsetmek vb.

Araştırmacılar, çok düşük seviyelerde de olsa, uzun süre metaanfetamin kullanmış olanların, beyinlerindeki dopamin hücrelerinin zarar gördüğünü tespit etmişlerdir. Kullanım zamanla, dopamin seviyesinin azalmasına yol açar ve Parkinson hastalığındaki gibi bir takım ciddi hareket bozukluklarına neden olur.

Aşırı doz alımı sarsılma ve çırpınmalara yol açabildiği gibi beden ısısının tehlikeli boyutlara hatta bazen öldürücü seviyelere kadar yükselmesine neden olur. Eğer hemen müdahale edilmezse ölümle sonuçlanabilir.

Metamfetaminin yarısı 12 saat içinde bedenden atılır. 24 ile 72 Saat arasında kan’dan atılır. 3 ile 6 Gün arasında idrar’dan tamamen atılır

Metamfetaminin ani kesilmesi eroin gibi ciddi fiziksel bir geri çekilmeye neden olmaz. Aksine aşırı yorgunluk, depresyon, sinirlilik, ilgisizlik ve yönelim bozukluğu ile sonuçlanır.

Yoksunluk belirtileri genellikle 24 saat sonra ortaya çıkabilmekte, psikotik belirtiler madde kesildikten aylar sonra bile görülebilmektedir. Yoksunluk belirtileri arasında anksiyete, huzursuzluk, aşerme, mutsuzluk ve çöküntü hali, güçsüzlük, hareketsizlik, konsantrasyon bozukluğu, kabuslar, fazla uyuma, başağrısı, terleme, mide ve kas krampları sayılabilir. Bu belirtiler, amfetamin kesildikten  2-4 günde en yüksek düzeyine ulaşır ve yaklaşık bir hafta sürer

Metamfetamin bağımlılığı tedavisinde semptomlara yönelik tedavi önem taşımakla birlikte bireysel ve grup terapileri ve aile eğitimi son derece yararlı olacaktır. Ayrıca kişisel danışmanlık, 12 Basamaklı Destek Programı, günlük ilaçsız aktivitelerin teşvikini kombine eden Matriks Modeli’nin kişiler üzerinden metamfetamin kullanımını azalttığı görülmüştür.Karşılığı somut teşvikler ve ilaçtan uzak durulmasını sağlayan durum yönetim tedavisinin de etkin olduğu görülmüştür.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir